Analiz 25 Haziran 2025

2025 İran-İsrail Savaşı Bağlamında Ortadoğu’nun Şekillenmesi

M
Melike Sena Alıç
Yazar
2025 İran-İsrail Savaşı Bağlamında Ortadoğu’nun Şekillenmesi

Tarafların Askeri Durumu

2025’te patlak veren İsrail-İran savaşı, iki ülkenin askeri kapasite, strateji ve teknoloji anlayışları açısından çarpıcı farkları gözler önüne serdi. İsrail’in ordusu sayıca İran’a göre daha küçük görünse de, yaklaşık 170.000 aktif görevli ve 400.000 yedek personeliyle oldukça disiplinli, teknolojik açıdan modern ve profesyonel bir yapıya sahip (Bodeen, 2025). Ülkenin kara, hava ve deniz kuvvetleri büyük oranda ABD ve Avrupa menşeli son teknoloji silah sistemleriyle donatılmışken, güçlü bir yerli savunma sanayisi de bu yapıyı destekliyor (Bodeen, 2025).

Özellikle İsrail Hava Kuvvetleri, F-35 gibi beşinci nesil savaş uçaklarıyla bölgedeki en gelişmiş hava gücü olarak kabul ediliyor. Uzun yıllardır süren Filistin ve Lübnan merkezli çatışmalar da İsrail ordusuna sahada ciddi bir deneyim kazandırmış durumda (Bodeen, 2025). Savunma cephesinde ise İsrail, çok katmanlı füze savunma sistemleriyle — Iron Dome, Arrow ve David’s Sling gibi — her türlü roket ve füze tehdidine karşı kapsamlı bir koruma sağlıyor. Buna rağmen yetkililer, İran’ın yüksek kapasiteli füze saldırılarının tamamını durdurmanın garanti edilemediğini açıkça ifade etmiştir (AP, 2025).

İsrail’in en dikkat çekici caydırıcılık unsurlarından biri de, resmi olarak kabul edilmese de sahip olduğu varsayılan nükleer silah kapasitesidir. Bu durum, özellikle İran gibi tehdit algısının yüksek olduğu durumlarda stratejik dengeyi İsrail lehine eğmektedir (AP, 2025). Ayrıca, İsrail’in ABD ile olan yakın ilişkileri — istihbarat paylaşımından gelişmiş savunma desteğine kadar — savaş sürecinde büyük avantaj sağlamıştır (Jabbari, 2025). Abraham Anlaşmaları kapsamında bazı Arap ülkeleriyle geliştirilen ilişkiler de, İsrail’i bölgedeki yalnızlığından çıkararak İran’a karşı örtük bir Arap-İsrail iş birliği ihtimalini gündeme getirmiştir (Kempe, 2025).

İran cephesine bakıldığında, ülkenin askeri gücü nüfusuna ve konvansiyonel ordu büyüklüğüne rağmen niteliksel açıdan bazı eksiklikler taşımaktadır. Yaklaşık 600.000 kişilik düzenli ordunun yanı sıra, 200.000 civarında personeliyle İslam Devrim Muhafızları (IRGC), İran’ın daha stratejik ve asimetrik roller üstlenen koludur (AP, 2025). Özellikle IRGC içindeki Kudüs Gücü, balistik füze operasyonları ve siber savaş gibi alanlarda aktif rol üstlenmektedir.

İran, Orta Doğu’nun en geniş balistik füze cephaneliğine sahip olduğunu sık sık vurgulamakta. Gerçekten de savaşın ilk günlerinde İsrail’e yönelik fırlatılan 100’den fazla balistik füze ve silahlı İHA, Tel Aviv ve Hayfa gibi şehirlerde ciddi hasarlara yol açarak İsrail’in hava savunmasını kısmen aşmayı başarmıştır (CFR, 2025; Jabbari, 2025). Ancak hava kuvvetleri açısından İran, büyük oranda Sovyet döneminden kalan veya 1979 öncesi ABD’den temin edilen yaşlı uçaklara dayanıyor; yaklaşık 350 uçaktan oluşan bu filonun teknolojik seviyesi İsrail’e kıyasla belirgin şekilde düşük kalmakta (AP, 2025). Son yıllarda Rusya’dan alınan S-300 sistemleri ve İran’ın kendi geliştirdiği Shahed gibi kamikaze İHA’lar bu açığı kapatmaya çalışsa da yeterlilik düzeyi tartışmalı (AP, 2025).

İran’ın dikkat çeken bir başka yetenek alanı ise siber harp. Geçmişte Stuxnet saldırısıyla ciddi zarar gören ülke, sonrasında kendi siber operasyon birimlerini oluşturmuş ve OilRig,

Charming Kitten gibi gruplar üzerinden İsrail’in dijital altyapısına saldırılar düzenlemiştir (Radware, 2025). Buna karşın, savaş sürecinde İsrail’in siber yeteneklerinin daha üstün olduğu ortaya çıkmış; İsrail bağlantılı hackerlar İran’ın önemli finans kuruluşlarından birinin veri altyapısını çökertmeyi başarmıştır (Radware, 2025).

İran’ın savaş stratejisi büyük ölçüde doğrudan cephe savaşından kaçınarak, vekil güçleri üzerinden “Direniş Ekseni” adlı yapı aracılığıyla İsrail’e baskı kurmak üzerine kuruluydu. Hizbullah, Hamas, Irak’taki Şii milisler ve Yemen’deki Husiler bu yapının temel aktörleriydi. Ancak 2025’te sahadaki gerçeklik beklentilerin çok ötesinde gelişti. İsrail, savaş başlamadan hemen önce Gazze ve Lübnan’daki İran yanlısı unsurlara yönelik operasyonlarla bu grupları büyük ölçüde etkisizleştirdi (Tlozek & Yazbeck, 2025). Örneğin, Hizbullah’ın güney Lübnan’daki füze rampaları ve silah depoları 2024 sonlarında düzenlenen hava saldırılarıyla tahrip edilmiş ve grup savaş sırasında devreye girememiştir (Tlozek & Yazbeck, 2025). Benzer şekilde, Irak ve Suriye’deki İran yanlısı milisler de aktif bir ikinci cephe açmamıştır. Yalnızca Yemen’deki Husiler, Kızıldeniz üzerinden birkaç füze ve İHA saldırısı gerçekleştirmiş, ancak bunlar daha çok sembolik birer hamle olarak kalmıştır (Tlozek & Yazbeck, 2025).

İran’ın büyük güçlerden umduğu destek de beklendiği gibi gerçekleşmemiştir. Rusya ve Çin diplomatik olarak Tahran’a yakın durmaya devam etseler de, savaş sahasında İran lehine somut bir adım atmamış; Rus ordusu doğrudan müdahil olmamış ve Çin, ABD ile olan dengeleri riske atmaktan kaçınmıştır (Tlozek & Yazbeck, 2025).

Sonuç olarak, savaşın genel seyrini belirleyen temel unsur tarafların askeri yapıları oldu. İsrail; teknolojik üstünlük, iyi eğitilmiş bir ordu, nükleer caydırıcılık kapasitesi ve güçlü müttefik desteğiyle önemli avantajlar elde ederken, İran ise geniş füze envanteri ve vekil ağıyla asimetrik tehdit yaratmaya çalıştı. Ancak doğrudan bir çatışmada İran’ın konvansiyonel zayıflıkları ve uluslararası alanda yalnız kalması, onu ciddi biçimde dezavantajlı konuma sürükledi. Bu durum, savaşın sonucunu belirleyen temel parametrelerden biri haline geldi.

Sivil Kitleler Üzerindeki Etkileri

İsrail ile İran arasında 2025’te patlak veren savaş, sadece askeri cephelerde değil, sivillerin günlük yaşamında da derin ve kalıcı izler bıraktı. Her iki ülkede de can kayıpları yaşandı, yüzlerce insan yaralandı, şehirler hasar gördü. Resmî verilere göre, çatışmaların ilk haftasında İsrail’de en az 24, İran’da ise 224 kişi hayatını kaybetti (CFR, 2025). Bu ölümlerin önemli bir kısmını sivil vatandaşlar oluşturuyordu.

İran’dan fırlatılan balistik füzeler, Tel Aviv ve Hayfa gibi yoğun nüfuslu kent merkezlerine isabet etti. Apartmanlar, bir okul ve bir hastane ciddi şekilde zarar gördü (Jabbari, 2025; Tlozek & Yazbeck, 2025). İsrail halkı, uzun süredir ilk kez bu denli yoğun bir füze tehdidiyle karşılaştı. Özellikle büyük şehirlerde sirenlerin gün boyu çalması, patlamaların gece boyunca devam etmesi halkta panik ve travma yarattı. Tel Aviv’de on binlerce kişi günlerce sığınaklarda yaşamak zorunda kaldı. Sağlık sistemine yüzlerce yaralı başvururken, hükümet kritik altyapıyı korumak amacıyla acil durum ilan etti; okullar ve işyerleri geçici olarak kapatıldı (Jabbari, 2025).

İran ise savaşın başından itibaren daha yoğun ve yıkıcı bir hava saldırısıyla karşı karşıya kaldı. 13 Haziran’da başlayan İsrail hava harekâtları, ülkenin nükleer tesisleri, askeri üsleri ve iletişim altyapısını hedef aldı (NDTV, 2025). Natanz ve Fordow gibi stratejik öneme sahip

nükleer tesislerin bombalanması, ciddi bir nükleer sızıntı riski oluşturduysa da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı saldırı sonrası ciddi bir radyasyon artışı tespit edilmediğini açıkladı (CFR, 2025).

İran’da enerji santralleri, rafineriler ve ulaşım ağlarının da hedef alınması, halkın günlük yaşamını ciddi şekilde sekteye uğrattı. Elektrik kesintileri, akaryakıt sıkıntısı ve ulaşımın durma noktasına gelmesi gibi sorunlar milyonlarca insanı doğrudan etkiledi. Başta Tahran olmak üzere büyük şehirlerde halk korku içinde ya kırsal alanlara yöneldi ya da komşu ülkelere kaçma girişiminde bulundu. Tahran’ın diplomatik ve varlıklı semtlerinde şehirden tahliye söylentileri yayılınca panik büyüdü; market rafları boşaldı, trafik kilitlendi, hastaneler yaralılara yetişmekte zorlandı (Zafar, 2025). İran Sağlık Bakanlığı, ilk beş günde 1.200’den fazla yaralı olduğunu, hastanelerin acil kan ve ilaç ihtiyacı içinde olduğunu açıkladı (Zafar, 2025).

Savaşın bir diğer yıkıcı etkisi, göç dalgaları ve yerinden edilmeler oldu. İran’da yüz binlerce insan şehirlerini terk etti. Türkiye, Ermenistan ve Körfez ülkelerine yönelen sınırlı sayıda göç haberlere yansıdı. İsrail’de ise bazı ailelerin çocuklarını savaşın ilk günlerinde Avrupa ve ABD’deki akrabalarının yanına göndermeye çalıştığı bildirildi. İran’daki yabancı uyruklu binlerce öğrenci ve işçi de tahliye edildi; örneğin Hindistan, yüzlerce vatandaşını özel uçaklarla ülkeden çıkardı (NDTV, 2025).

Toplumsal psikoloji açısından bakıldığında, savaş her iki toplumda da sarsıcı bir etki yarattı. İsrail’de, 2023'teki Gazze savaşıyla başlayan “sürekli kriz” hissi, 2025'te İran’la yaşanan çatışmayla daha da derinleşti. Bu, halk arasında travmaya ve kaygı bozukluklarına yol açtı. Aynı zamanda hükümete yönelik eleştiriler de yükseldi. Savaşın ilerleyen günlerinde, kamuoyunda şu soru yüksek sesle sorulmaya başlandı: “İran’la topyekûn savaşa girmek gerçekten gerekli miydi?” (Parmeter, 2025).

İran’da ise zaten yıllardır yaptırımların ve ekonomik zorlukların baskısı altında yaşayan halk için savaş adeta bardağı taşıran son damla oldu. Kimi kesimler rejimi savaşa sürüklemekle suçlarken, kimilerinde ise dış saldırılara karşı millî birlik duygusu öne çıktı. Uzmanlara göre, savaşın kısa vadede “rejimin etrafında toplanma” etkisi yarattığı söylenebilir. Ancak uzun vadede hem can kayıpları hem ekonomik yıkımın rejimin meşruiyetini aşındırma riski de mevcut (Parmeter, 2025).

Ekonomik alanda da siviller ciddi kayıplar yaşadı. İran ve İsrail gibi iki önemli enerji ve ticaret ülkesinin savaşması, dünya enerji piyasasında panik yarattı. Petrol fiyatları ilk haftada %5’ten fazla yükseldi (Jabbari, 2025). İran, zaman zaman Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidinde bulundu. Bu ihtimalin gerçekleşmesi durumunda dünya petrol arzının beşte biri kesilebilir ve fiyatlar varil başına 100 doların üzerine çıkabilir (Jabbari, 2025). Bölgede akaryakıt sıkıntısı ve fiyat artışları halkın gündelik yaşamını da olumsuz etkiledi. Savaş, İran’ın komşu ülkelere olan ihracatını durdurdu; Türkiye ve Orta Asya ile ticaret neredeyse tamamen kesintiye uğradı.

İsrail’de ise ülkenin teknoloji ve finans kalbi sayılan Tel Aviv, füze tehdidi nedeniyle kısa süreliğine durma noktasına geldi. Hava sahasının kapanması uluslararası uçuşları felç etti. Bu durum, iş dünyasını, turizmi ve dış yatırımları doğrudan etkiledi. Her iki ülkede de binlerce işyeri kapandı ya da zarar gördü. İşsizlik ve enflasyon baskısı yükseldi; ekonomik refah ciddi biçimde darbe aldı.

Sonuç olarak, İsrail-İran savaşı sivil halk için ağır bir insani krize dönüştü. BM ve uluslararası insan hakları kuruluşları hem İsrail’e hem İran’a çağrılarda bulunarak sivillerin korunmasını, uluslararası hukuka uyulmasını talep etti. İran’ın talebiyle BM Güvenlik Konseyi acil toplansa da büyük güçlerin vetosu nedeniyle ateşkes kararı çıkmadı (Zafar, 2025). Buna karşın Fransa gibi ülkeler, insani yardım koridorları oluşturmak ve temel sağlık desteği ulaştırmak için girişimlerde bulundu.

Savaş sona erdiğinde her iki ülkede de geriye sadece yıkılmış şehirler, kaybedilmiş hayatlar ve yıllar sürecek bir iyileşme süreci kalacak.

Olası Senaryolar

2025'teki bu savaş, Ortadoğu’nun gidişatını büyük ölçüde şekillendirecek bir dönüm noktası niteliğinde. Uzmanların ve gözlemcilerin değerlendirmelerine göre önümüzdeki dönemde birkaç temel senaryo ön plana çıkıyor:

• Barış ve Diplomatik Çözüm

En iyimser senaryo, uluslararası çabalarla bir ateşkes sağlanması ve diplomatik bir sürecin başlamasıdır. Umman ve Katar gibi tarafsız aktörler, savaşın ilk günlerinde bu yönde adım atmış, iki tarafı aynı masaya oturtmaya çalışmıştır (Zafar, 2025). Öne çıkan önerilerden biri, İran’ın nükleer faaliyetlerini birkaç yıl süreyle durdurması ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetimlerini artırması karşılığında ABD’nin bazı yaptırımları kaldırması şeklindeydi (Zafar, 2025).

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, G7 Zirvesi’nde yaptığı açıklamada, İran’da rejim değişikliğini hedeflemenin stratejik bir hata olacağı uyarısında bulunarak, diplomasiye dönülmesini önerdi. İran ise müzakerelere başlama şartı olarak İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasını talep ediyor ve bu koşul sağlanırsa ABD ile yeniden nükleer görüşmelere açık olduğunu belirtiyor (Jabbari, 2025).

Bu senaryonun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği büyük ölçüde ABD’nin yaklaşımına bağlı. Trump yönetimi başta oldukça sert açıklamalarda bulunduysa da — örneğin “İran’la barış değil, nükleer tehdidin sonu gerekli” söylemi — uluslararası baskının artması durumunda Washington yönetimi daha uzlaşmacı bir tavır alabilir (Zafar, 2025).

Kalıcı bir barışın sağlanması halinde, bölgesel güvenlik mimarisi yeniden şekillenebilir. Ancak taraflar arasındaki derin güvensizlik nedeniyle böyle bir çözüm kırılgan olacak ve yoğun uluslararası gözetim gerektirecektir.

Vekâlet Savaşlarının Tırmanması

Eğer ateşkes sağlanamaz ya da mevcut geçici barış hali uzun süre korunamazsa, savaşın doğrudan cephelerden çekilip gölgede süren vekâlet çatışmalarına evrilmesi oldukça olası. İran ve İsrail gibi aktörler, doğrudan askeri çarpışmaların siyasi ve ekonomik risklerinden kaçınmak için savaşı üçüncü ülkeler üzerinden sürdürmeyi tercih edebilir. Bu da Orta Doğu’daki kırılganlığı daha karmaşık ve kalıcı bir hale getirebilir.

İran, konvansiyonel savaş alanında açık zayıflıklar yaşadıktan sonra, elinde kalan en etkili araç olan vekil güçlerini daha agresif şekilde devreye sokabilir. Bu doğrultuda, Lübnan’daki Hizbullah’ın ileride tekrar silahlanarak İsrail’i hedef alması, Irak’taki İran destekli milislerin Amerikan üslerine saldırması ya da Suriye’de İran bağlantılı yerel milislerin yeniden aktive edilmesi gündeme gelebilir. Doğrudan müdahale yerine, İran’ın asimetrik misilleme stratejilerine yönelmesi — örneğin siber saldırılarla İsrail’in kritik altyapısını hedef alması ya da dış ülkelerde İsrail veya müttefiklerine yönelik terör eylemlerine zemin hazırlaması — giderek daha olası senaryolar arasında yer alıyor (Radware, 2025; Parmeter, 2025).

Aslında bu tür çatışma modelleri bölgede uzun süredir var. Ancak 2025 savaşının ardından vekâlet savaşlarının kapsamı ve şiddeti yeni bir seviyeye tırmanabilir. Bu senaryonun doğal uzantılarından biri de, zayıflamış ya da kontrolsüz alanların örneğin Suriye’nin bazı bölgeleri radikal gruplar için yeniden bir “üreme alanı” haline gelmesidir. Benzer şekilde Yemen’deki çatışmalar da yeni aktörlerin sahaya inmesiyle daha karmaşık hale gelebilir. Böyle bir gelişme, doğrudan savaş sona erse bile, bölgede düşük yoğunluklu ama sürekli süren bir güvenlik tehdidi yaratır. Siviller için ise bu, süregiden belirsizlik ve kalıcı güvensizlik anlamına gelir.

Uzmanların dikkat çektiği bir başka kritik gelişme de İran rejiminin savaş sonrasında hayatta kalması durumunda nükleer silah programını hızlandırabileceği yönünde. Bu, sadece İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’ndan (NPT) çekilmesiyle sınırlı kalmaz; aynı zamanda yeni bir bölgesel silahlanma yarışının da fitilini ateşleyebilir (Parmeter, 2025). Böyle bir adım, İsrail ve Batılı müttefiklerini daha radikal ve örtülü operasyonlara yöneltebilir. Sonuç olarak, doğrudan cephe savaşı sona erse bile, gerilim şekil değiştirerek bölgede kronikleşebilir.

Kaynakça

Assoc%ated Press (2025, June 15). How the m%l%tar%es of Israel and Iran compare. AP News.

Bodeen, C. (2025, June 15). How the m%l%tar%es of Israel and Iran compare. AP News.

Cook, S. A. (2025). Quoted %n Counc%l on Fore%gn Relat%ons, Israel-Iran Attacks Escalate (Da%ly News Br%ef, June 17, 2025). CFR.

Counc%l on Fore%gn Relat%ons (2025, June 17). Israel-Iran Attacks Escalate. Da%ly News Br%ef. https://www.cfr.org/art%cle/%srael-%ran-attacks-escalate

Jabbar%, D. (2025, June 15). What opt%ons does Iran have %n %ts confl%ct aga%nst Israel? Al Jazeera. https://www.aljazeera.com/news/2025/6/15/analys%s-what- opt%ons-does- %ran-have-%n-%ts-confl%ct-aga%nst-%srael

Kempe, F. (2025, June 14). Israel’s Iran str%ke prov%des a h%stor%c chance for M%ddle East real%gnment. Atlant%c Counc%l. https://www.atlant%ccounc%l.org/content- ser%es/%nflect%on-po%nts/%sraels-%ran- str%ke-prov%des-a-h%stor%c-chance-for-m%ddle-east- real%gnment/

NDTV (2025, June 13). When Mossad walked out of Tehran w%th 500 kg of nuclear bluepr%nts. NDTV World News.

Parmeter, I. (2025, June 18). Israel% war a%ms: destroy%ng Iran’s nuke program, reg%me

change. The Conversation. (Republished in Asia Times).

Radware (2025, June 18). Hybr%d Warfare Unfolded: Cyberattacks,

Hackt%v%sm and D%s%nformat%on %n the 2025 Israel-Iran War. Radware Threat

Adv%sory Report.

Spec%alEuras%a (2025, June 17). GCC Response to Israel%-Iran%an Confl%ct

and the Sh%ft%ng M%ddle East Order. Spec%alEuras%a.com.

Tlozek, E., & Yazbeck, C. (2025, June 19). Its defences are smashed, %ts all%es

are qu%et. No-one %s go%ng to help Iran. ABC News (Austral%a). https://www.abc.net.au/news/2025-06-20/%ran-all%es-ch%na-russ%a-ax%s-of- res%stance- qu%et-%srael-attacks/105435730

Zafar, M. I. (2025, June 17). Israel-Iran Confl%ct 2025: Latest Developments, Ceasef%re Ejorts, and Reg%onal Impact. L%nkedIn Pulse.

Diğer Yazılar